|
Kastamonu Valisi Mustafa Kara ile kentin beklentilerini, projelerini ve neler yapılması gerektiğini konuştuk
SÖYLEŞİ : LEYLA TAVŞANOĞLU
______________________________________________
Geleceğimiz üniversiteye bağlı
Ülkemizde hemen her ilde çarpık yapılaşma onlarca yıldır kültür mirasımızı katletti. Büyük illerde rant kapma kaygısıyla canım konaklar, evler, tarihi yapılar ya yakıldı ya yıkıldı. Yerlerine, bakılmaya utanılacak beton yığınları dikildi. Kıyıda köşede kalan eski güzelim binalar ise bakımsızlığa terk edildi. Ta ki kültür mirasını, tarihi koruma bilinci dünyada uyandı ve 1997'de birçok ilimiz Tarihi Kentler Birliği'ne üye oldu, hava değişmeye döndü. Bütün bu iller kültür miraslarını korumak için seferber oldular. Bunlardan birisi de Kastamonu... Birkaç yıl öncesine kıyasla bugün Kastamonu tanınmaz durumda. İli sürdürülebilir bir koruma altına almak için büyük bir seferberlik başlatılmış. Bu bağlamda kent halkı da iyice bilinçlenmiş. Yöneticiler ise onlara önderlik ediyor. Kastamonu'nun şimdi en büyük hedefi, bir üniversite sahibi olmak. Vali Mustafa Kara, kentin geleceğinin bir üniversite açılmasında olduğunu söylüyor. Vali Kara'yla Kastamonu'da başlatılan koruma ve kalkınma seferberliğini, neler yapıldığını ve daha neler yapılması gerektiğini konuştuk. Konuşmamızın sonunda bir de valilik şiltini almak, doğrusu beni çok onurlandırdı.
- Kastamonu Valisi olarak bu ili bize biraz tanıtır mısınız?
KARA - Kastamonu'nun 19 ilçesi var. 13 bin kilometrekare bir alana sahip. Nüfusu da 375 bin kişi. Ormanlık alanı ilin yüzde 64'ü. Bunun yüzde 58'i orman, yüzde 6'sı fundalık. Ormanlık alanda yapılaşma yok denecek kadar az.
Ben Kastamonu'yu ve insanlarını doğayı fazla bozmadan şehri bugüne kadar taşıdıkları için seviyorum. Belki de Türkiye'nin en bozulmamış doğası Kastamonu'da. Kent halkı bununla çok övünüyor. Biz de öyle... Bir de Kastamonu, Sıvas'tan sonra Türkiye'nin en çok köyü olan ikinci ili. 1071 köyümüz var. Mahalle sayısı 2 bin 632. Dağlık, ormanlık bir yörede olduğu için doğası muhteşem.
Ama dağınık bir yerleşimi var. Köylerle birlikte 3 bin 600 rakamını aşan yerleşim ünitemiz bulunuyor. Dolayısıyla da bu kadar çok ve dağınık yerleşim yerine hizmet ulaştırmakta zorluk çekiyoruz. Bir de biz İl Özel İdaresi olarak kaynaklarımızı merkezi yönetimden nüfus oranında alıyoruz. Nüfusumuz az, yerleşimimiz çok ve dağınık.
- Doğamız muhteşem, dediniz. Dünyada sayılı kanyonlar, iki milli park da bu il sınırları içinde değil mi?
- Evet. İki kanyon, Pınarbaşı Ilıca Şelalesi, yine Pınarbaşı'nda Ilgarini Mağarası. Ayrıca Kastamonu'da iki milli park var. Bunlar Küre ve Ilgaz milli parkları. Aynı il sınırları içinde iki milli park başka bir yerde var mı, bilmiyorum. Ayrıca Kastamonu, dağ ve orman doğası yanında Karadeniz'e uzun bir kıyısı olan ilimiz. Karadeniz bölgesinde 135 km. uzunlukla sahili en uzun olan il. Belki mevsim kısa oluyor, ama denizden faydalanmak isteyenler için sahilde uygun alanlarımız var.
Bir de Tosya ilçemizde Dipsiz Göl olarak bilinen bir doğa harikası, görenleri büyülüyor.
YANIK HAN PROJESİ
- Kastamonu onlarca yıl ihmaller yüzünden ülkenin neredeyse geri kalmış yöreleri arasında sayılırken 1997'de Avrupa Tarihi Kentler Birliği'ne üye olduktan sonra hızlı bir kalkınma hamlesi başlattı. Özellikle kültür turizmi önemli bir canlılık kazandı. Sizin buraya vali olarak atanmanızdan sonra ne gibi aşamalar kat edildi?
- Kastamonu'nun Tarihi Kentler Birliği üyesi olması benden önceki, Sayın Enis Yeter' in vali olduğu döneme rastlıyor. Bu anlamda Kastamonu'da sizin de söylediğiniz gibi çok önemli gelişmeler oldu. Kastamonu, bu süreç içinde tarihine ve kültürüne sahip çıkma anlayışını geliştirdi. Başta konaklar olmak üzere tarihi eserlere sahip çıkıldı; bakımları, onarımları yapıldı.
2003'ten itibaren de Kastamonu'ya gelen insanların arttığını görüyoruz. Biz Kastamonu'yu, kültür, eğitim, tarih ve turizm kenti olarak düşünüyoruz. 1997'de başlatılan çalışmaları devam ettirip bunlara yenilerini eklemeyi düşünüyorum.
- Örneğin ne gibi yeni projeler var?
- Örneğin, bizim İl Özel İdaresi tarafından Vakıflar'dan devralınan Yanık Han isimli eski eseri onararak Kastamonu'nun kültürüne uygun bir üretim ve ticaret merkezi haline getirmeyi düşünüyoruz. Bu, son yıllarda açılan Münire Medresesi ve El Sanatları Çarşısı benzeri olacak.
Çifte Hamam olarak bilinen bir tarihi eser söz konusu. Önümüzdeki yıl bu hamamı onaracağız. Orta Karadeniz Projesi (OKAP) olarak Çankırı, Kastamonu ve Sinop illerinin birlikte yürüttüğü bir proje var. O proje kapsamında da bir tarihi konağı ele alıp değerlendirmek istiyoruz. Ben göreve başladıktan sonra Vakıflar Bölge Müdürlüğü'nün Kurşunlu Han projesi ihale edildi. Bu bina, restorasyonundan sonra, yap-işlet-devret modeliyle iki yıl içinde hizmete girecek. Pembe Han adıyla bilinen bir çarşı da yakın zaman içinde ihale edilecek. Onarım çalışmaları devam eden Yakup Ağa Külliyesi önümüzdeki yıl hizmete girecek. Atatürk' ün İnebolu nutkunu söylediği ve şapka devrimini ilk kez açıkladığı binayı restore etmek için TBMM Başkanı'ndan söz aldık. Projesini hazırlatıyoruz.
- Projeyi kim hazırlıyor?
- İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) öğretim üyesi bir doçent ve onunla çalışan bir ekip. Proje bittikten sonra onarım çalışmasına başlayacağız. Kastamonu Müzesi'nin onarımı bu yıl bitecek ve açılacak. Hem yeni kaynaklar bulma hem de bu kaynakları en iyi biçimde değerlendirme gayreti içindeyiz.
'AÇIK ALAN MÜZE KENTİ OLACAK'
Bizim çalışmamız sadece eski evler ve binalarla sınırlı değil. Yeni yapılan binaları da hem doğaya uyumlu hale getirmek hem de bakım ve onarımlarını vatandaşa yaptırıp cadde ve sokakları da güzelleştirerek Kastamonu'nun her noktasını düzgün biçimde turizme sunmak istiyoruz. Sokak düzenlemesi için İTÜ Mimarlık Fakültesi'ne bir çalışma yaptırdık. Bu amaçla Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'ndan projeye yardım istedik. Onu bekliyoruz. Bütün bunlardan amaç, Kastamonu'yu bir açık alan müzesi haline getirmektir. Bu çalışmaları üç yıllık süreç içinde doruk noktasına getirmeyi düşünüyoruz.
- Kastamonu'da Ankara ve Gazi üniversitelerinin fakülteleri var. Ancak bir Kastamonu üniversitesinin kurulması da gündemde. Bu proje ne aşamada?
- Bu fakültelerde 6 bin 770 öğrenci, 170 öğretim elemanı var. Bunlar geçen yılın rakamları. Bu yıl daha da artacak. Fakülte olarak fen-edebiyat, eğitim ve orman fakülteleri olmak üzere üç fakültemiz, yüksekokul olarak da Meslek Yüksek Okulu, Sağlık Yüksek Okulu, Spor Yüksek Okulu, bir de Polis Yüksek Okulu var. Fiziki kapasite ve gerekli arsa yekûnu olarak Kastamonu üniversiteye hazırdır. Ama tabii ki üniversite kurulması için kanun çıkması gerekiyor. Yakında bir kanun çıkacağı ve bazı illerimizde üniversite kurulacağı ifade ediliyor. Bu konuda Kastamonu'nun beklentisi çok büyük. Yıllardır Kastamonu halkı bu özlemle yaşıyor. Biz Kastamonu'da üniversitenin en yakın zamanda kurulacağına inanıyoruz. İlimiz her açıdan buna layıktır. Ayrıca şunu ifade etmem lazım ki Türkiye'de sadece Batı Karadeniz Bölgesi'nde tek bir ilde bile üniversite bulunmamaktadır. Başka bir bölgede ise böyle bir durum yok. Bizim ilimizin geleceği adeta bu üniversitenin kurulmasına bağlıdır.
- Üniversite kurulması, Kastamonu'ya ekonomik açıdan da büyük katkılar sağlamayacak mı?
- Sağlamaz olur mu? Bir kere, üniversite kurulan şehirlerin gelişimi daha hızlı oluyor. Daha çağdaş bir toplum haline gelmeleri de mümkün oluyor. Tarihte bunca fedakârlık ve yararlılık göstermiş bir toplumun yaşadığı ile üniversite kurulmalıdır. Çanakkale Savaşı'nda en çok şehit veren illerden birisi Kastamonu'dur. Kurtuluş Savaşı'nda en çok şehit veren üçüncü ilimizdir. Kurtuluş Savaşı'nda İnebolu Limanı'na Rusya'dan ve İstanbul'dan gelen silah ve cephane Anadolu'ya geçirilmiştir. Kurtuluş Savaşı'na katılacak insanlar da İnebolu'dan ve Kastamonu üzerinden Ankara ve cepheye ulaşmıştır. Ayrıca Atatürk , Şapka ve Kıyafet Devrimi'ni de buradan başlatmıştır. Bu da son derece anlamlıdır. Dolayısıyla bu ilin geleceği için üniversite kurulması zorunludur. Kastamonu halkı da buna layıktır, diye düşünüyorum.
- Şu anda kullanılmayan Kastamonu Havaalanı'nın yeniden hizmete açılması konusunda bir çalışma var mı?
- Bunun için çalışmalar sürüyor. Henüz sonuç alınmış değil. Bu havaalanı, kulesi hariç, her şeyiyle hazır durumda. Türk Hava Kurumu'na bunu devretmeyi amaçlayan bir çalışmamız var. Ya da havaalanını, isteyen şirketlere tahsis edebiliriz. Bundan henüz bir sonuç almış değiliz. Ama çalışmalarımız sürüyor. Şunu söylemek lazım. Yurtdışına açılabilmek için Kastamonu Havaalanı'nın açılması şart. Gelecek kişiyi İstanbul'a indirip sekiz saat süren bir otobüs yolculuğuyla buraya getirmek en büyük sıkıntı. Yurtdışına açılmak için havaalanı, olmazsa olmaz bir kapımızdır.
'RESTORASYON İKİ YILDA BİTECEK'
- Ya bütün bu çalışmaların tanıtımı?.. Bunları yurtdışında nasıl tanıtacaksınız?
- Geçen yıl İstanbul'da yurtdışı organizasyon olan bir fuara katıldık. Onları da Kastamonu'ya davet ettik. Sizin de dediğiniz gibi hem yurtiçi, hem yurtdışı tanıtım faaliyetlerimizin olması lazım. Ama ondan önce şehir merkezindeki restorasyon çalışmalarını bitirmemiz lazım. Bu da iki yıl sürer. Ancak ondan sonra nasıl bir tanıtım çalışması yapmamız gerektiğine karar verebiliriz. Merkezdeki çalışma sürerken yurtdışından tanıtım faaliyetlerini organize etmek bayağı bir profesyonel iştir. Bunu amatörce yapmamız mümkün değil. Burada basınımıza çok büyük görev düşüyor. Öncelikle kendi basınımıza Kastamonu'yu geniş kapsamlı olarak tanıtmayı düşünüyoruz.
- Turizm, kültür mirası, çevre koruma hiç kuşkusuz çok önemli. Ama bir de Kastamonu'nun geleneksel ekonomik kaynakları vardı. Bunların başında da kendir, kenevir, keten üretimi ve urgancılık geliyordu. Ama çarpık politikalar nedeniyle bu kaynaklar atıl olarak kalmaya mahkûm edilmiş. Bu konuda bir ıslah, geliştirme projesi düşünüyor musunuz?
- Burada el sanatları ve el dokumaları merkezimiz var. El sanatları merkezinde hem üretim ve pazarlama yapılıyor hem de eğitim veriliyor. Her türlü ahşap ve dokuma el sanatı yapılıyor. Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın El Sanatları Merkezi var. Orada da 130 tezgâh çalışıyor. Yeni bir projemizin 30 tezgâhını da buna ekliyoruz. Orada hem el dokumalarımızı üretiyoruz, pazarlıyoruz, 130 kişiye iş imkânı sağlıyoruz hem de Kastamonu'nun değerlerine sahip çıkıyoruz. Ülkemizde, genelde devletin yürüttüğü üretim çalışmalarının aksadığını görürüz. Ama bunlar hem ticari, hem iş imkânı sağlama anlamında bizde çok verimlidir. Kastamonu'nun, keten ve kenevir üretimi için çok elverişli olduğunu biliyoruz. Ama ilk kez bu projenin yürütülmesi gerektiğine siz dikkat çektiniz. Dolayısıyla biz bunu değerlendireceğiz.
Cumhuriyet 05.09.2004
|